Yakıver Gitsin
Pazartesi, Haziran 30th, 2008
Sevdiğim, sevgimden bıktıysan eğer
Öfkeni üstüme döküver gitsin!
Senin öfken bile dünyalar değer
Şu gönül tarlama ekiver gitsin!
Nasipsiz doğmuşum sevgiden yana
İmrenerek baktım mutlu insana
Ölümüm mutluluk verirse sana
Bak, boynumda sicim, çekiver gitsin!
Hayatım senindir, ye iç güzelim
Sensiz geçen ömrüm bir “hiç” güzelim
Gözün çivi, sözün çekiç güzelim
Beni çarmıhına çakıver gitsin!
Yıllar yılı mutluluğu aradım
Bulamadım, için için ağladım
Diyorsan: “Yakmaktır benim muradım”
Tepeden tırnağa yakıver gitsin!
Khalit Khalilzade


Ben bu mayısı daha önce yaşamıştım. Henüz on yedi yaşındaydım ve dört yanlışın bir doğruyu götürdüğü zamanlarda “Bu kadına haddini bildirin” cümlesinin geleceğimize nasıl yön vereceğini duyar duymaz anlamıştım. Daha önce de partiler kapatılmış, krizler yaşanmış, kadın yüreğimiz yaşananlardan fena halde alınmıştı. Geçen yıllar içinde beklediklerim gelmemiş, ateş ağaçlarının dalları rüyalarımı gizlemek için eğildikçe eğilmişti. Hayata dair telaşlarımı eteklerime dolamış, Filistinli küçük bir kızın “Biz öleceğiz ve değişecek dünya” sözleriyle üç gece kendimi duvarlara vurmuş, turnusol kâğıdının ayırıcılığında yaşanan hayatlarda_iyi ile kötünün arasında_ dünyayı kurtaracak son düşün peşine düşmüştüm. Bir yanda küreselleşme, yüzyılın yeni savaşları ve mazlum coğrafyanın mağdur edilmiş ülkeleri… Diğer yanda Akabe Biatı, Uhud savaşı, “Okçular hedefinizi terk etmeyin” sözünün yankısı… Ben bu mayısı daha önce de yaşamıştım ama dünyanın seher vaktinin serinliğinde yapılmış bir duaya ihtiyacı olduğunun masalın ancak burasında anlamıştım.